Tüm Ürünlerde Ücretsiz Kargo!   

border_less: Melek Gençer & Huo Rf

Farklı coğrafyalardan sanat üzerine anlatı ve görüşleri bir araya getiren online bir platform olan border_less’ın eş kurucuları Melek Gençer ve Huo Rf’ye “Merhaba!” deyin.

Sanatçı ve yazarlara yeni içerik ve yayın desteği vermeyi hedefleyen bu online platformun nasıl oluştuğunu, önümüzdeki dönemde gerçekleşecek yeni projelerini, hayallerini, hedeflerini, ilham noktalarını ve Bil’s markası hakkındaki düşüncelerini sorduk.

Farklı coğrafyalardan sanat üzerine anlatı ve görüşleri bir araya getiren online bir platform olan border_less’ın eş kurucuları Melek Gençer ve Huo Rf’ye “Merhaba!” deyin.

Sanatçı ve yazarlara yeni içerik ve yayın desteği vermeyi hedefleyen bu online platformun nasıl oluştuğunu, önümüzdeki dönemde gerçekleşecek yeni projelerini, hayallerini, hedeflerini, ilham noktalarını ve Bil’s markası hakkındaki düşüncelerini sorduk.

Fotoğraflar: Elif Kahveci (@elifkahveci)


Selam, bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Kimsiniz, şu an nerede yaşıyorsunuz, en çok ne yaparak vakit geçiriyorsunuz?
Melek: Merhaba, ben Melek Gençer. 2017’den bu yana SPOT Projects’in direktörlüğünü yapıyorum. Aynı zamanda 2018’in başında kurduğumuz border_less oluşumunun eş kurucularındanım. 2013’te Londra’dan Türkiye’ye döndüğümden beri Cihangir’de yaşıyorum ve kendimi bir “sanat profesyoneli” olarak tanımlayabilirim. Huo istersen sen de aralara bir şeyler ekleyebilirsin benle ilgili.

Huo: Çok tatlıdır! Hahahahaha….

Londra’da nerede okudun Melek?
Melek: Londra’da Christie’s’de Master yaptım. Esasen daha baştan alacak olursak liseyi bitirdikten sonra Amerika’da Northwestern’da okudum. Ondan sonra Londra’ya geçtim ve Christie’s’de Master’ımı tamamladım ve akabinde de Türkiye’ye döndüm. Türkiye’ye döndüğümde ilk olarak C.A.M Galeri’de çalıştım ve gerçek anlamda sanata olan ilgim o zaman başladı diyebiliriz. C.A.M Galeri’nin akabinde 2015’te Rampa Galeri’de çalışmaya başladım ve orada Huo ile tanıştık. 2 sene sonra talihsiz bir biçimde Rampa’nın kapanmasıyla birlikte 2017’de SPOT Projects’te geçtim.

Şu an SPOT Projects’te genel olarak galerideki o satış telaşının ve benzeri durumların olmaması beni mutlu ediyor. Aynı şey border_less için de geçerli. Çünkü satış cidden hiç benlik bir şey değil. Evet, hayatımı sanat olmadan düşünemiyorum fakat satış apayrı bir konu ve cidden kendimi iyi hissettiğim bir konu değil. O yüzden şu an SPOT Projects ile eğitim kısmında olmak ve bir şeyleri gönülden merak eden insanlarla olmak beni ayrıca tatmin ediyor. 2018’de de yukarıda bahsettiğim gibi border_less’ı kurduk.

Peki sen Huo?
Huo: Selam, ben Huo Rf. Ben pratiğime dair bahsederken konuyu liseden ele alacağım. Çünkü lisede ve üniversitede resim okudum. Sonrasında da 5 yıl boyunca Taner Ceylan ile çalıştım. Onu da okul sürecime dahil edebilirim. Ancak tekniğe dökülmesi açısından kendi sanatsal pratiğimde çok fazla resim üretmiyorum. Pratiğimi desteklediğini düşündüğüm ve yaşamıma da dahil olan yazarlık durumu var. Bu yazarlık durumu beraberinde farklı iş birlikleri de getiriyor ve sergilerimle ya da projelerimle eş zamanlı çıkardığım yayınlara kaynak olarak geri dönüyor.

Üretimlerimde kimlik ve kimliğin nasıl var olduğu, nasıl belirlendiği, toplumun kimlik üstündeki etkisi ve belirleyiciliği üzerine düşünüyorum. Ancak yıllar içerisinde bu düşüncem daha çok karşılaştığım olayların, gündemin ve güncelin sürekli değişmesi ile ilgili hikâye anlatıcılığına doğru evrilmeye başladı. İşlerimin arkasından sürekli olarak virgül geliyor. Hiçbir zaman kendi pratiğimde nokta olmuyor.

Melek’le de 2015’ten bu yana hem sanatçı, hem koleksiyoner, hem arkadaşlık, hem de iş arkadaşlığı gibi farklı katmanları ve dinamikleri içeren bir ilişkimiz oluştu. 2018’de de border_less’ı kurduk nihayetinde. Aslında Rampa Galeri’nin kapanması da bu iş birliğini ve birlikte ortaya bir şeyler çıkarma isteğimizi tetikledi diyebiliriz.

Aslında bundan sonraki soru tam olarak bununla ilgili. Biraz border_less’tan ve ARTBOOK DAYS’ten bahsetmek ister misiniz?
Huo: Daha önce de bahsettiğim gibi 2015’ten bu yana Melek’le geliştirdiğimiz farklı katmanları ve dinamikleri olan ciddi bir arkadaşlık ilişkimiz var. Beraber sürekli sergi geziyoruz, sanatçı konuşmalarına birlikte gidiyoruz, atölyelere katılıyoruz. Bu da tabii ki bağlantılarımızın aynı yöne doğru genişlemesine sebep oluyor.

Bir noktada bu bağlantılar ile olan ilişkimizi nasıl gerçek hayata dökebiliriz, pratiğe nasıl yansıtabiliriz ve yazıya dair bir kaynak nasıl oluşturabiliriz diye düşünmeye başladık. Çünkü okuduğumuz şeyleri sürekli olarak birbirimizle paylaşıyoruz. Hep bir ortaklık durumu var anlayacağınız.

En sonunda bu ilişkimizi daha ileriye taşıyıp kendi bağlantılarımızı da dahil ederek hem eski tarihli hem de güncel yazıları paylaşabileceğimiz bir arşiv oluşturma amacıyla 2018’de border_less’ı kurduk. Biz aslında fikrine ve görüşüne güvendiğimiz, değer verdiğimiz, katkı sağlayabileceğini düşündüğümüz sanat profesyonellerini davet ediyoruz border_less’a. Onlar da ne üzerine düşünüyorsa o konu ile ilgili yazıyorlar.

Yazılar web sitesinde İngilizce ve Türkçe olarak paylaşılıyor ancak bazen serginin ya da sanatçının ana dili de eklenebiliyor. Teknik olarak metnin uzunluğu, kısalığı ya da içeriği ile ilgili bir sınır yok. Zaten isminden de gayet anlaşılıyor bu durum. Sonrasında da ARTBOOK DAYS geldi. O taraftan sen bahsetmek ister misin Melek?

Melek: ARTBOOK DAYS, border_less’ın online platformu kurulduktan tam 1 sene sonra gündeme geldi. Çıkış noktası olarak Huo’nun sergileri ile birlikte ürettiği ve iş birliklerinden oluşan kitapları baz alabiliriz bence. Aynı zamanda Huo’nun Paris’te 2019 yılında katıldığı “Paris Ass Book Fair” isimli kitap fuarı da bizim ufkumuzu açtı. Sonrasında Huo’yla birlikte oturup, “Elimizdeki bu online platformu nasıl dönüştürebiliriz? Genel olarak Türkiye’de hali hazırda sanat kitaplarını merkez alan bir etkinlik ile ilgili böyle bir eksiklik varken bu işe biz mi girişsek?” diye konuştuk ve bir heyecanla kendimizi işin içinde bulduk.

2019 Ocak ayında yakın olduğumuz çevremiz ile iletişime geçip fikir alışverişi yaptık. Çok kısa bir süre içerisinde de kitap üreten sanatçıları, galerileri, kurumları, dernekleri, vakıfları ve müzeleri içine alan ilk ARTBOOK DAYS etkinliğimizi gerçekleştirdik.

Buradaki asıl amacımız kimler neler üretiyor, bir araya geldiğimizde ortaya nasıl bir şey çıkacak, onu görmekti. O yüzden ilk sene yaptığımız etkinliğin net bir biçimde sınırları yoktu. Fakat ilk sene olmasına rağmen gördük ki bu alanda ciddi anlamda bir üretim söz konusu ve insanlar bu konu ile alakalı çok heyecanlı. Etkinliğin yanı sıra bizi en çok heyecanlandıran ve devamının gelmesini istediğimiz border_ less Kitap Fonu var. Her edisyondan önce açık çağrı yapıyoruz ve her sene değişen jüri ile birlikte o senenin kazananı seçip, etkinlikten sonra açıklıyoruz. İlk sene 10.000₺ idi. Geçen sene 15.000₺ oldu, bu sene de aynı rakamla devam ediyoruz.

Katılımcı listesi tamamen davetle mi oluşuyor yoksa katılım başvurusu alıyor musunuz?
Melek: İlk sene oluşum çok yeni olduğu için görüştüğümüz herkesi davet ederek oluşturduk aslında katılımcı listesini, başvuru sistemi yoktu. İkinci sene ise başvuruları açtık ve güzel geri dönüşler aldık aslına bakarsan. Ancak pandemi sebebiyle ne yazık ki iptal etmek durumunda kaldık ve etkinliği Pop Up olarak gerçekleştirip sadece sanatçıları dahil ettik. Bu sene için de başvuru sürecimiz başlamış durumda.

Border_less Paper’dan bahsetmek ister misiniz biraz?
Huo: ARTBOOK DAYS fiziki bir etkinlik olduğu için insanların daha fazla ilgilisini çekiyor ve hem katılımcılar hem de ziyaretçiler açısından interaktif bir şeye dönüşüyor. Ancak okuma oranları Türkiye’de çok düşük olduğu için online tarafımız bireysel anlamda çok destek görmüyor. Daha önce de söylediğimiz gibi ilk Kitap Fonu’muz dışında zaten kurumsal bir destek almıyoruz. Hem daha önce hem de güncel olarak çalıştığımız sanatçıların teliflerini karşılamak adına, birinci ve ikinci edisyona katılan sanatçıları davet ederek border_less Paper 1 ve 2’yi ortaya çıkardık. Buradan elde edilen tüm gelir yıl içerisindeki telif, çeviri ve site masraflarını karşılıyor.

Melek: İçerisinde 10 tane sanatçının işi mevcut. İlkini 500 adet basmıştık, ikincisini 300 adet bastık bu sefer. Her iki sayıda da ilk 50 edisyon sanatçı imzalı. Satın almak için www.border-l-e-s-s.com websitesini ziyaret edebilirsiniz.

Bir sonraki ARTBOOK DAYS’in duyurusunu gerçekleştirdiniz? Bilsart’ta gerçekleşecek. Bu seneki edisyonda bizleri neler bekliyor?
Melek: Bu sene ARTBOOK DAYS, 7-9 Mayıs tarihlerinde Bilsart’ta gerçekleşecek. Duyurusunu gerçekleştirdik ve www.border-l-e-s-s.com websitesi üzerinden başvuruları almaya başladık. Bu sene de bizi çok güzel bir konuşma programı bekliyor olacak.

Border_less ARTBOOK DAYS ile ilgili 3 senedir oluşturmuş olduğunuz bir format mevcut aslında. Fakat daha ne ekleyebiliriz diye düşündüğünüz, hedeflediğiniz ya da hedefleyip gerçekleştiremediğiniz şeyler var mı?
Melek: Aslında daha çok sanatçı kitaplarına odaklanan bir etkinlik istiyoruz. İlk etkinlikte daha önce bahsettiğimiz gibi galeriler ve kurumlar sergi kataloglarına ya da broşürlerine yer vermişlerdi ve bazıları tarafından bu konu eleştirilmişti. Fakat biz buna farklı bir açıdan yaklaşıyoruz çünkü yapılan sergilerin katalogları sergi öncesinde basılıyor ve o katalog ya da broşürlerde ciddi bir emek var. 1 aylık sergi sonrasında bu katalog ya da broşürler bir anda ortadan kalkıyor. ARTBOOK DAYS vasıtasıyla bunların tekrardan dolaşıma girmesi bizim için aslında oldukça değerli.

Bunun dışında geçen sene yapmak istediğimiz ancak etkinliğin Pop Up’a dönmesi sebebiyle yapamadığımız kitap ciltleme gibi workshop fikirleri var aklımızda.

Huo: Bu arada biz sürekli olarak yurtdışında gerçekleşen sanat kitapları fuarlarını takip ediyoruz zaten. Melek’in de daha önce de bahsettiği gibi ben, 2019 yılında “Paris Ass Book Fair”i ziyaret etmiştim bireysel olarak. Ayrıca border_less olarak Torino’da gerçekleşen Flat Art Book Fair’e katıldık. Orada hem border_less Paper’ı, hem de ilk edisyonda border_less Paper’a katılan sanatçıların yayınlarını temsil ettik.

Bil’s markası ve ürünleri ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Melek: Benim için web sitesi ve sosyal medya hesabınız marka ve üretimleri konusunda belirleyici oldu. Bütün detayları ve kimliği belli ediyor. Ben bazı modellerin üniseks ve geri dönüştürülmüş malzemeden üretilmesini sevdim. İkinci olarak hangi gömleği alsam diye bakınıp duruyorum.

Yeni açmış olduğunuz sosyal medyanız ve sitenizi ziyaret ettiğimde karşılaştığım titizlik bana iyi geldi. Rahatlama videosu izler gibi oldum. Ürettiğiniz gömleklerin dokusunu ve akışını sadece fotoğraftan bakarak hissedebildim. Bir de geri dönüştürülmüş malzemeler kullanıyor olmanızdan etkilenmedim diyemem.

Huo

Melek sen giymiş olduğun Copenhagen gömleğimiz ve Huo sen giymiş olduğun Oslo gömleğimiz ile ilgili neler düşünüyorsun?
Huo: Rengi çok kuvvetli, topraklanmış gibi hissediyorum.

Beni her duruma hazır hissettirdi. Üzerimdeki gömleği gündüz ya da gece, her koşula uydurup giyebilirim. Bir de sıcacık! Vazgeçemediğim gömleklerden olacak.

Melek

En son okuduğunuz kitap?
Melek: Meg Wolitzer – “Female Persuasion” ve Elif Kamışlı ile Volkan Aslan’ın mektuplarından oluşan YKY yayını “En İyi Dileklerimle”.

Huo: Behçet Necatigil – “Silinir Ayak İzleri”
Gülşah Mursaloğlu ve A. Laurie Palmer – “Sevgili Laurie, Sevgili Gülşah”

Olmadan asla yaşayamayacağınız 3 şey?
Melek: Birisi kesinlikle Huo. 🙂
Huo: Biri Melek, biri Sky, biri Selim. 🙂  Keşke üç ile sınırlı olmasa! Çünkü listem uzar. Azla yetinmek istemem, sınırsızlığa dair düşünüyorum. 🙂

Nelerden ilham alırsın?
Melek: Seyahat edip, yeni yerler görmek, keşfetmek her zaman bana ilham vermiştir; sanatçılarla tanışıp, üretimleri, süreçleri hakkında sohbet etmek de öyle.

Huo: Bana dokunan, iz bırakan, içime işleyen, beni besleyen her şeyden ilham alabilirim. Hiçbir sınırı yok! Bir nesne, bir mekan, bir canlı veya o canlının hikayesi olabilir.

Sürekli kendi kendine tekrarladığın ve hayat felsefeni yansıtan cümle?
Melek: Eminim yaşadığımız son bir senenin de bunda önemli bir etkisi var ama ben sürekli şükreder halde buluyorum kendimi. Geleceğin bu halimizi aratmamasını içimden geçiriyorum içimden sürekli.

Huo: Tekrarladığım bir cümle değil ama kendime sürekli depresyona girecek, kötü hissedecek lüksümün olmadığını hatırlatırım.

İstanbul’da yaşamıyor olsaydınız nerede yaşamayı tercih ederdiniz?
Huo: Bir kere gittim ve iş için sayılır. Sokağı yaşayabildiğin bir yer, saatlerce yürüyebilirsin; Paris. 🙂

Melek: Benim Londra. Küçükken ilk gittiğim şehirdi ve sanıyorum en çok gittiğim şehirlerden biri. Her gidişimde bana ikinci bir ev hissi veriyor.

Ölmeden önce yapılacak şeyler listesinde en başta neler yer alıyor?
Melek: Bol bol seyahat etmek ve gitmediğim şehirleri görmek istiyorum. 🙂

Huo: Basın açıklaması yapmak istiyorum. 🙂

Gömlek sizin için ne ifade ediyor? Gündelik hayattaki yeri nedir sizin için?
Melek: Giyim konusunda rahatıma çok düşkünüm. O yüzden
gömlek çoğunlukla tercih ettiğim bir parça oluyor. Her şekilde kombin yapabiliyorum; kumaşı, kesimi, rengi belirleyici tabii ki. Rahatlık ve bütünlüğü ifade ediyor diyebilirim.

Huo: Hem rahat hem de şık hissediyorum. Genelde bir şeyi bir şeye yakıştırmak konusunda çok düşünmüyorum. Oldukça karışık giyinebiliyorum desen üzerine desen gibi. Ama kendimi iyi hissediyorsam karşımdaki kişiye de aynı enerjinin geçtiğini düşünüyorum. Bu sebeple gömlek aşırı yardımcı bir malzeme.

border_less: @border_less_

ARTBOOK DAYS: @border_lessartbookdays

Post a Comment

Your email address will not be published.