Tüm Ürünlerde Ücretsiz Kargo!   

Esra Gülmen

Bazı zamanlar vardır, sevdiklerimizden ayrı düşer ve gerçek bir sarılmanın özlemini çekeriz. Esra Gülmen ile birlikte gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin çıkış noktası da tam olarak burada yatıyor.

Beraber olmanın nasıl da sıcak ve harika bir şey olduğunu, gönül rahatlığı ile birbirimize sarılmanın ne kadar güzel ve değerli olduğunu hatırlatmak için gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin detaylarını bir de Esra Gülmen’in kendisinden dinleyelim istedik. Keyifli okumalar!

Bazı zamanlar vardır, sevdiklerimizden ayrı düşer ve gerçek bir sarılmanın özlemini çekeriz. Esra Gülmen ile birlikte gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin çıkış noktası da tam olarak burada yatıyor.

Beraber olmanın nasıl da sıcak ve harika bir şey olduğunu, gönül rahatlığı ile birbirimize sarılmanın ne kadar güzel ve değerli olduğunu hatırlatmak için gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin detaylarını bir de Esra Gülmen’in kendisinden dinleyelim istedik. Keyifli okumalar!

Fotoğraflar: Elif Kahveci (@elifkahveci)


Esra selam! Bize biraz kendinden bahsedebilir misin? Kimsin, nerede okudun, şu an nerede yaşıyorsun, şu sıralar en çok ne yaparak vakit geçiriyorsun?
Selam! 🙂  Görsel sanatçı, tasarımcıyım. Marmara GSF İç Mimarlık Bölümü’nde okudum. Okurken grafik tasarımın bana daha uygun olduğunu fark ettim ve çalışmalarımı yavaş yavaş o yöne kaydırdım. Berlin’de yaşıyorum. Yaklaşık 10 yıldır birçok reklam ajansında çalıştım. En son çalıştığım yerden istifa edip, 3 aylık bir “mola” verdiğim bir dönemimdeyim. Mola diyorum çünkü asla tatil yapamıyorum. 🙂  Şu sıralar daha çok yaptığım iş birliklerine ve kendi sanat işlerime vakit ayırıyorum.

İç mimarlıktan grafik tasarıma ve görsel sanatlara geçişin nasıl oldu peki? Seni bu alanlara yönlendiren şey neydi tam olarak?
Kendi bölümümde oldukça çalışkan ve başarılı bir öğrenciydim. Ama hocalarımın dahi “Grafik tasarımı okusaydın keşke.” dediği olmuştur. Mobilya tasarımı yapıp, yaptığım tasarımın logosunu, posterini yapacağım diye daha çok heyecanlanırdım. Ve sürekli illüstrasyon yapıyordum. Yaptığım işleri grafik bölümündeki hocalara gösteriyordum. Okulda akademisyen olarak çalıştığım bir dönemde bir yandan iç mimarlık ofisinde çalışayım, o ortamı deneyimleyeyim istemiştim. Çalıştığım ilk yerden aldığım ilk iş, bir cafe’nin duvarları için illüstrasyon çalışması yapmak oldu. Hatta o işler, Lürzers Archive Dünyanın En iyi 100 İllüstratörü kitabına girdi. Viyana’da yine bir mimarlık ofisinde staj yapmıştım, orada da kendimi yine o ofisin kataloğunu tasarlarken bulmuştum. Yani hayat bana zorla ve açıkça, “Senin ne yapacağın belli hayatım!” dedi. 🙂

Üretim sürecin nasıl işliyor? Nelerden ilham alıyorsun?
İnsanlardan, beni üzen ve sinirlendiren durumlardan, insan psikolojisinden ve dilin, metnin kendisinden ilham alıyorum. Beğendiğim sanatçıların, tasarımcıların işlerini severek, ilgiyle takip ederim ama bir işe başlamadan önce başkaları ne yapmış diye bakmam. Onun yerine müzik dinlerim mesela, şarkıdaki bir sözün üzerine düşünürüm. Kelimeler üzerine düşünmeyi, onlarla oynamayı çok severim. Ya da canımı bir şey sıktığında not ettiğim fikirler oluyor, onlara dönüp bir bakarım. Gibi. 🙂

Gömlek senin için ne ifade ediyor? Gündelik hayatındaki yeri nedir?
Gömleklere, özellikle beyaz gömleklere bayılıyorum. Zaten ben gördüğüm her beyaz objeyi canvas gibi görüyorum. Of onu alayım, üzerine bir şeyler yazayım, çizeyim diye düşünüyorum. Gömlek bu anlamda dişlerimi kamaştırıyor. Giyilebilir, fonksiyonel bir canvas. Daha ne olsun? 🙂

Genel anlamda Bil’s markası ve ürünleri ile ilgili düşüncelerin neler?
Bil’s, sanata ve sanatçıya olan yaklaşımından dolayı benim için hep başka bir yerdeydi. Hep saygı duyduğum, keşke bir gün tanışsak, beraber bir şeyler yapsak, kesin çok iyi anlaşırız diye düşündüğüm bir markaydı. Ne mutlu, öyle de oldu.

Bil’s için toplamda 2 tane tasarım yaptın. İlk olarak “Offline Hugs”tan bahsedecek olursak, bu tasarımı yaparken neler vardı aklında?
Aslında Offline Hugs’ı ben daha önce kendim için bir beyaz gömleğe ve bir kez de bir sweatshirt’e kumaş boyasıyla çizmiştim. Satış amaçlı olmadan, bir artwork olarak Instagram’da paylaştım ve insanlar çok sevdi. Nasıl alırız diye sordular. Şimdi bu işi Bil’s ile içime aşırı sinen bir kalitede ürettiğimiz için çok ama çok mutluyum. Soranlar da sanırım aynı şekilde mutlu olacaklar. 🙂  Fikir de şöyle;

Şu dönemde hepimiz, birbirimize sarılmanın aslında nasıl da önemli ve güzel bir şey olduğunu anladık. Bu iş, tam da bunu bize anımsatan bir tasarım. Korkusuzca nice sarılmalara diyeyim.

Peki ya “Offline Kisses”?
Pandemi döneminde birçok sevgili birbirinden ayrı düştü. Online sohbetler, beraber yemek pişirmeler, yemeler, hatta koklaşmalar… Tüm bunları yaptık çoğumuz.

Offline Kisses da yine aynı şekilde, sevdiğimiz kişiyle gerçek dünyada yan yana olabilmenin, öpüşmenin, rahat rahat koklaşabilmenin güzelliğini bize hatırlatan bir iş.

Bir de burada gömleğin kendisini, yani sol kısmını, bir yorganmış gibi kullandım. Yorgan altında öpüşen bir çift. Huzur, mutluluk. Bazen bu kadar basit. 🙂

“Offline Kisses”ta gördüğümüz çift kim?
O çifti olabildiğince tanımsız bırakmaya çalıştım. Bir kadın bir erkek de, iki erkek de ya da iki kadın da olabilir. Birbirini seven iki birey diyelim.❤️

Pilevneli x König | Kaplankaya’da gerçekleşen sergiden bahsedebilir misin biraz?
Pilevneli Galeri’nin König Galeri’yle beraber Kaplankaya’da bir binada yapacağı bir grup sergisi bu. Hayali bir koleksiyonerin seçkisi olarak tasarlanan bu grup sergisinde iki galerinin de toplamda 25-30 sanatçısı yer alacak. Temmuz’da açılışı olan sergi, Eylül ayına kadar gidip görülebilecek. Benim toplamda yedi sekiz tane orijinal işim olacak. Ayrıca Bil’s ile yaptığım gömlekler de serginin bir parçası.

Bundan sonra seni neler bekliyor? Kafanda ileriye yönelik nasıl planlar ve projeler var?
Kişsel sergim için hazırlanıyorum. Eylül ayında da Ogilvy Almanya’daki yeni görevime (Design Executive Officer olarak) başlayacağım. Onun haricinde sanatçı olarak yaptığım yeni iş birlikleri var yolda. Bir yandan bağımsız olarak kendi kişisel sanat işlerim üzerine çalışıyorum. Bir yandan da bir kitap üzerinde çalışıyorum. Çok sevdiğim, ama bir an önce baskıya yollamazsam fikrinden soğumaktan korktuğun bir iş. Bir an önce bitirsem iyi olacak. 🙂

Olmadan asla yaşayamayacağın 3 şey?
Müzik, güzel yemek, sevgilim.

Sürekli kendi kendine tekrarladığın ve hayat felsefeni yansıtan cümle?
Sadghuru’dan duyduğum ve “Evet! Ben de tam olarak aynı şeyi düşünüyorum yıllardır.” dediğim bir laf var;

“There are no good people and bad people. There are joyful and miserable people.”

Kötü insanın var olduğunun kabul etmek istemiyorum. “Fazla mı iyimserim acaba?” diye düşünürken bu cümleyi duymak içime su serpmişti.

İşlerini severek takip ettiğin ve ziyaretçilerimizin kesinlikle takip etmesini önerdiğin grafik tasarımcılar ya da sanatçılar var mı?
Christoph Niemann, Elmgreen & Dragset, Liana Finck, Martina Paukova, Carla Fuentes, Max Siedentopf, Sarah Illenberger, Bruce Nauman…

Esra Gülmen: @esra_gulmen

Post a Comment

Your email address will not be published.