Kaan Bergsen

Kaan Bergsen ile olan bu sohbetimizde Petra Coffee kültürü ve Bil’s x Petra iş birliği üzerine konuştuk.

Fotoğraflar: Elif Kahveci (@elifkahveci)

1. Kaan Selam! Önce bize biraz kendinden bahsetmek ister misin? Nasıl bir eğitim aldın, nerede yaşıyor ve çalışıyorsun? Şu sıralar en çok ne yaparak vakit geçiriyorsun?

Liseyi İstanbul’da Avusturya Lisesinde okudum. Ondan sonrasında Amerika’da girişimcilik ve finans üzerine eğitimimi devam ettirdim. 2013’ten beri İstanbul’da yaşıyorum ve Petra’da çalışıyorum. İstanbul’daki vaktimi Petra’da geçiriyorum. 6 kafemiz ve üretim alanlarımızın arasında günümü bölmek oldukça değişken ve eğlenceli oluyor. Geri kalan vaktimde de seyahat ediyorum.

 

2. Petra nasıl hayata geçti? Bu yolculuğa başlarken ilk etapta aklında neler vardı?

Yeme içme endüstrisinde olacağımdan okuldayken bile emindim. Bu süreçte de özellikle işin “içme” tarafına ağırlık vermek istiyordum. Bu kişisel olarak, sektörün çok zengin bulduğum ve geliştirmeye açık bir alanıydı. Amerika’da yaşarken edindiğim tecrübeler ve eğitimlerle de kendimi nitelikli kahve ve kavurmanın içinde buldum. 2013’te İstanbul’a taşınınca da uzun süredir yazıp çizdiğim kavurmahane iş planına başladım. İlk gün de ve bugün de önceliğimiz, kaliteli hammadde ve müşterilere başka bir yerde yaşayamayacakları bir kahve tecrübesi yaşatmaktı. Üzerinden tam 10 sene geçti ve bugünlere geldik.

3. Petra’nın kendine özgü “niche” bir kitlesi var. Bu kitle nasıl oluştu? Neden Petra Coffee tercih ediliyor sence?

Ortak noktamız kahve. Sanırım Petra’da uyguladığımız samimi servisin de büyük etkisi var. Kahve şirketleri restoranlardan farklı olarak daha rutin oluşturmak üzerine çalışmalı. Biz de tam bunu yapmaya çalışıyoruz. Sonunda da bu tarz servisi seven insanlar ile doluyor dükkanlarımız.

 

4. Günde kaç tane kahve içiyorsun? Favori kahven?

3 falan. Her gün cappuccino içerim. Onun dışında da kesinlikle aeropress ile demlenmiş herhangi bir çekirdeğimiz olabilir.


5.
Yakın zamanda Bilsar Binası’nda Petra Şişhane şubesi açıldı. Bil’s Space, Bilsart ve Monoco artspace ile komşu oldunuz. Aynı mekânı paylaşıyor olmak neleri beraberinde getirdi ve getirecek sence?

Öncelikle iki ekibin kaynaşması ve beraber güzel işler yapmak için heyecanlanması diyebilirim. Beraber tasarladığımız gömlekler, mimari süreç, sonrasında gelen sergi takvimi ve etkinlikler zaten enerjisi yüksek iki şirket için bence iyi oldu. İleride, sergiler ve etkinlikler ile beraber, oluşan güzel kitlemizin giderek büyümesini ve rutinlerine Şişhane’yi de dahil etmelerini diliyorum. 

 

6. Petra olarak çok belirgin bir mekân kimliğini her şubeye taşımaktansa, girdiğiniz yere göre şekil alıyor ve her yerde farklı bir yorumla karşımıza çıkıyorsunuz. Şişhane şubesinde neden ve nasıl böyle bir konsept yarattınız?

Şişhane eski bir mahalle. Benim için de lise dönemimden kalma nostaljik bir tarafı var. Ama benim aklımda kalan progresif kafeler barlar ve restoranlara ev sahipliği yapmış bir mahalle. Refika’sı, Markiz’ Kafehaus eski Babylon’u ile benim servis anlayışıma yön veren mekânları barındırdı. Bu da benim Pera için hedefimi yüksekten belirledi. Bu durum Petra Şişhane’yi tasarlarken, mekanın kendi fiziksel zorluklarını avantajımıza çevirmemizi sağladı. Modern bir esnaf kafesi mantığında bir oturma düzeni tasarladık. Genel amacımız Petra servis anlayışını en steril ve net şekilde Şişhane ile paylaşmaktı.

 

7. Aynı zamanda beraber bir gömlek tasarımı yaptık: BİL’S x PETRA ROASTING.CO. Bu iş birliği nasıl gelişti? Çıkan sonuçtan mutlu musun?

Bizim için cuma günleri Petra’da “Formal Fridays”. Bütün hafta daha casual kıyafetler giyerken cuma günleri gömlek giyiyoruz. Bu yine ilk günlerden gelen giyim kuşam felsefemizden geliyor. Ben iyi giyinmeyi insanın kendi ve beraber olacağı arkadaşları için yaptığını düşünürüm. Cuma günleri ise ekibimizin işine verdiği önem ve saygıyı gösterebilmesi için yaratılmış ve şirket DNA’mıza kazınmış rutin oldu. Gömlek tasarımımız da tam olarak buradan çıktı. Oxford tarzı fakat düğmeleri yarıya kadar ve kulp olarak da oversize bir tasarım yaptık. Bu hem çok şık duruyor hem de çalışırken rahat hareket etmemizi sağlıyor. En sevdiğim gömleğim oldu. Ekip de aşırı memnun!

8. Kendine özgü bir tarzın var, daha japonvari. Kombinlerinde gömleğin yeri nedir? Seçiminde en çok ne ön plana çıkıyor? Kalıp, kumaş, marka?

Ben çoğunluğun tersine çok pantalon alırım. Üstüm hep aynı gibidir ama pantolon hep değişir. Bu da sanırım daha çok kup ve kumaşa öncelik verdiğimden. Üstüme giydiğim şeylerde ise yine seçimim yine “everyday cool cut basics” diyebilirim. Gömlek de burada tam oturuyor. Üst kısmı oldukça klasik bir oxford; kumaş yaka düğmeleri vesaire ama alta doğru etekleşiyor ve örneğin sadece bir kazakla bile giyseniz üst kısmı jilet altı ise enteresan kupunu gösteriyor.

 

9. Önümüzdeki dönemlerde yeni projelerle karşımıza çıkacak mısın?

Projeler hep olacak. Olmazsa çok sıkılırım.

10. Bize zaman ayırdığın için teşekkür ederiz. Son olarak, Petra’larda dinlediğimiz playlist’i bizlerle paylaşmak ister misin?

Tabi. Spotify’da birçok playlistimiz herkese açık. Aralarından en sevdiğimi paylaşayım.

Kaan Bergsen: @kaanbergsen

Hesap
İstek listesi
İstek listesi
Giriş Yap
Bir hesap oluşturun

Kişisel bilgileriniz sipariş verebilmeniz, websitesinde problemsiz bir alışveriş deneyimi yaşayabilmeniz için kullanılacaktır. Ayrıntılar için gizlilik ilkesi sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Şifre kurtarma

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin. Yeni bir şifre oluşturmanız için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

ALIŞVERİŞ ÇANTASI 0

SON GÖRÜNTÜLENEN 0